|
03 Eylül 2010, Cuma
saat: 22:25
Şehirler arası yolcukların verdiği hüzün ile boğuluyorum 8 numaralı koltuğumda.kafamı nemlenmiş cama yaslarken allah bilir kimin nefesi değiyor tenime diye içten içe iğreniyorum. Koca sırt çantam ve içinde ne kadar kullanmaycağım eşya varsa yerde ayaklarımın altında.Kulaklığımı arayıp takıyorum sessizce. Moda giriyorum.Ağlamaya hazırım.TElefonuma kaydettiğim bunalım şarkıları açıp sessizce ağlıyorum. Sessizce,hıçkıra hışkıra ağlarken sesimin kimseyi rahatsız etmemesi, kimsenin beni farketmemesi için özel bir çaba harcıyorum ki bu benim çok hoşuma gidiyor. Otobüs bilinmeyen bir sebepten ötürü kalkmıyor bir türlü.Kafamı dayayıp penceren akan neme doğru süzülüyor gözlerim.Kapanıyor gözkapaklarım. Az sonra biri oturuyor yanıma fakat bakmıyorum.Ağlıyorum çünkü bozamam modumu. Hafifçe dokunuyor,ilgilenmiyorum.Bu sefer sarsıyor.Kulaklığımı çıkarıp sertçe dönüyorum. O da nesi! Yanıbaşımda. Kocam bir gözyaşı düşüyor avucuma. Tekrar gözümü açtığımda metro ineceğim duraga gelmişti. | ||
|
|
||