11 Eylül 2010, Cumartesi
saat: 15:06


-Ne sanmıştın ufaklık?

-Kumar oynamazsan, asla kazanamazsın!

Tüm bunlar, tüm bu var olanlar saçmalığın daniskası. İlk anın, bu lanet olası gezegendeki ilk soluğundan itibaren yaşamak zorunda bırakıldığın, sana prangalanan her bir saçmalık için Tanrı'ya şükretmeli misin sence? Doğum, göbek bağı, ağlama sesi, bebek bezi, süt, oyuncak araba, mama, tekrar ağlama sesi, anaokulu, ders, ve bir daha ağlama sesi, ilk aşk ve tekrar tekrar ağlama sesi.

Bak, görüyor musun tabloyu?

Bu ekolojik döngü dedikleri Dünyanın en doğru şeyi. İnsanın o tabloda olmayışının sebebi ise kendi kendini tüketmesi. Neyle mi? Gerçeklikle. Unutma, hiçbir şey gerçek kadar sıkıcı olamaz.

Her biriniz (-miz) bize layık görülen standart yaşam formuna ulaşmaya çalışırız. Sanki hiç bitmeyecek bir orgazmla ödüllendirilecekmişiz gibi. Ama gelin görün ki, dengeli davranmak, yağ çekmek, popo öpmek, alttan almak gibi zırvalara başvurmadan sonuca ulaşmak imkansızdır. İşte bu noktada sizden ayrılıyorum. Dengeli insan delidir ve sizden biri olmak son isteğim.

Köreltmeyin bedeninizi. Saklanmayın monitör başındaki loş ışıklı odalarda, kıçınızı kaldırıp çıkın şehrin dışına. Çam yapraklarının yerleri kapladığı ormanlardan birinde kamp kurun, ister yalnız başına, ister keyfinizin kahyasıyla. Köreltmeyin beyninizi, arada durup düşünün. Ben ne yapıyorum sorusu yerine, şu an yaptığım şey beni, hayalimi kurduğu şeye ulaştırıyor mu sorusunu sorun kendinize.

İyi ihtimalle yaşayacağınız sadece 75 (yetmişbeş) yılınız varken, mundar etmeyin ömrünüzü birkaç parlak kağıt parçası uğruna. Biliyorsunuz ki, kader ağları bizzat şeytan tarafından örülür. Hemen herkes dahi doğar, geri zekalı gömülür.

istanbul
hosting