11 Eylül 2010, Cumartesi
saat: 17:11


Açık bir pencere bulup bir göz atmaya kalksalar yaşamımdan içeri, nefes aldıkça akan ızdırapla boyanmış varlığın o karanlığa bağımlı yalnız duvarlarından başka hiçbir şey göremezler.
Ağır bir sıkıntı hissi üflenerek şişirilmiş renkli bir balon gibiyim.

Çalışırken insanları ne kadar eğlendirebildiğime ikna oldum yüzlerindeki ifadeleri görünce ve bundan tutkuyla zevk alıyorum. Aslında bunu bir çok insandan duydum daha önce. Bir şekilde etrafımda bulunan insanlara bu kadar rahat ve eğlenceli bir atmosfer yaratabilirken, kendimle başbaşa kaldığımda neden bu kadar saldırganlaşıp acımasızlaşıyor ve kırıyorum, bilmiyorum.
Bir şekilde eksiğimi(!) gideriyor olabilirim. Ancak durumun bilincine varmak ara ara benliğime ağır geliyor olabilir.
Eksik demişken, bir iki arkadaşımın ilişki bazında yedikleri ve hatta yemekte oldukları nanelere de göz yummakla kalmayıp desteklemekten öte gazlayabilmiş biri olarak, evet gerçekten yaşanmışlık çöplüğümde eksik gördüğüm bir takım şeyleri insanlar araclığıyla tamamlıyor ve bundan edepsizce zevk alıyor olabilirim. Acımazsızca, evet.
ama bencillikse bencillik. ve bir noktada da sevdiklerimi sahiplenişin resmi.

Başkalarına ve yaşamlarına gereğinden fazla hoşgörü gösterebilirken, kendi dünyamda yeşertmeye çalıştığım ruhumun dalından koparıp verdiğim meyveleri çürütene aynı hoşgörüyü gösteremiyorum.

gizlemeye çalıştığım sahiplenme güdüm bu ara bünyede oldukça fazla uçuk çıkarttırıyor.


hmm..

bilemedim, neyse.

hıçkırıkları dağıtmış yine aklımı.

istanbul
hosting