|
14 Eylül 2010, Salı
saat: 02:26
bugün beraberdik. piti yine ameliyat oldu. bu sefer son! çok mutsuz, çok huzursuz tabii. onunla ilgilendik biraz. sonra beraber çıktık. gittim, öptüm o kadar konuşmanın üstüne. o da, ne zaman, nasıl öpsem diye düşünüyordum ben de, dedi. hem biraz onunla durmak istemek, hem de çocuğu evde yalnız bırakmamak için yarın gitmek daha mantıklı olur dedim. kaç gündür görüşmüyoruz sahi, dedi. geçiştirdim. kokulardan bahsettik. çok güzel kokuyorsun bugün yine, dedi. güldüm. çok ilginç, o kadar çekici bir kokun var ki anlatamam, dedi. evet, aralarında belli bir çekim olan insanlar birbirlerinin kokularını farklı algılarlar, dedim ben de. seninki kiraz gibi, çok uçuk kiraz kokuyorsun, dedi. yanağından öptüğümle aldığım kokuyla, dudağından öptüğümle aldığım koku çok farklı ama, dedi. dudağından öptüğümdeki kokun, burada öpüyor, dayanılmaz! çok seviyorum kokunu, diye diye devam etti. ben de öyle. ben de seviyorum. o alanın içine girdiğim anda burnumu kulağınla saçının birleştiği yere gömüp, gülümsemek istiyorum suratına. alışmak ne zor şey birine. yarın ayrılıyoruz. uzatsam keşke bu yolculuğu da göremesek birbirimizi. bir yandan da beraber geçirme ihtimalimiz olan 3 ya da 5 gece. bir pencere. gecenin bir körü yenen kötü hamburgerler. pisi piti gözümde, her yerimde. bir de kumru playlisti. fakat istediğimiz bu mu? mu? | ||
|
|
||