|
14 Eylül 2010, Salı
saat: 14:42
Kalın kafalılığımdan arındım. Mantıklı olan seçimi yapacağım. Hayaller üzerine bir gelecek kuramam. Gerçekler üzerine bir gelecek kurabilirim. Hayal derken, pembe hayaller bunlar. Hiçbir altyapısı ya da garantisi yok. Günü sevmek için çok fazla ileriye dönük hayal kurdum ben. Hata yaptım. Her şeyi gereğinden fazla amaç haline getirdim. Her şeyi bir dönüm noktası olarak kabul ettim. Belki de hiçbir zaman gerçekleşeceğine inanmadığım için öyle yaptım, bilmiyorum. Ama dönüm noktasının olduğu yerdeyim şu an ve mantığımı kullanarak geldim bu noktaya. Şimdi onu dayanaksız genç kızlık hayallerime bulandırıp dönemeyeceğim bir hata yapmamalıyım. Biri bana zihnimde neden "If you're happy and you know it clap your hands" çaldığını açıklasın. Çok mutlu sayılmam. Ben sandım ki amaç olarak adlandırdığım şeyler gerçekleştiği vakit çorap söküğü gibi hayalini kurduğum, hayatımda eksikliğini duyduğum her şeye kavuşacağım. Öyle olmayabilir. (Neko ön balkonda anırma çocuğum, saygın bir mahalle burası. EUcanların öğle yemeğinden dönme saati hem.) Şimdi hayatımı buraya endeksli olarak kuracaksam elbette burada daha saygın olan programı seçeceğim. Buraya eğlenmeye gelmedim. Adam olmaya geldim. Belki hiç dönmeyebilirim. Belki de burada aradığım hiçbir şeyi bulamadan koşa koşa İstanbul'a dönerim. Bilemem. Ama mantıklı olanı yapmam lazım şu noktada. Bir de insanoğlu ne komik/ ya da komik olan benim. Bütün sene boyunca ders çalışırken, referans mektuplarıyla olsun, SOPlarla olsun, konferanslarla olsun uğraşırken tek bir amacım vardı. O amaç gerçekleşince gerisi de gelecekti. Hani gelecekti lan? Amk. Ahehaueh. Daha okul bile başlamadı demiş miydim? Neko üst komşuya bağırıyormuş. Haksız değil. | ||
|
|
||