|
15 Eylül 2010, Çarşamba
saat: 11:54
Akıl ve mantığın duygularla savaşını yaşıyoruz cümleten. Hem öyle bir savaş ki bu sağ-sol kavgası bile halt yemiş dersin. Kimin ne zaman kazandığı meçhul olsa da kaybeden niye biz olmak zorundayız? Niye "en mantıklı olan bu." dediğimiz seçimler bize kötü bir son hazırlıyor? Bu dünyada mantıklı olan birşey yok mudur? Mantık bize sürrealizmin dünyasını aralayan bir geçiş kapısı mıdır? Realistik olmanın aslında yanılsamalarla boğuşmak olduğunu öğrenmem için daha ne kadar prangalar eskitmeliyim? 35 yaşın yolun sonu olduğu kanısındayım artık. Bazen sikeyim mantığı deyip anı yaşamak arzusunu niye gerçekleştiremiyorum bir türlü. Sonra bunu "doğru yaptım." kalıbının içine sokarak kendi kendimi avutmamın gizli manası ne sence? Hayatta akıl kazandığı zaman mutsuz duygular kazanınca mutlu oluyorsak niye sürekli mantık peşinden koşuyoruz hala?... | ||
|
|
||