|
16 Eylül 2010, Perşembe
saat: 13:05
ders çalışıyorum. tez mez ayakları. aklıma zaman zaman takılan bir tavrım takıldı yine. bazen düşünüyordum ama artık pek bazenlik bir durum değil, genel geçer yargım oldu. insanın tam 2 senesini tanıyamaması ne fena. 2007 ila 2009 yılları arasında kendimi yitirmiş, bambaşka bir kişiliğe bürünmüş ve hatta delirmiş olduğumu düşünmekteyim. tavır davranış konuşma yaptıklarım ve hayal dünyamda yaratıp yaşadıklarım, gözlerime değil de kulaklarıma çok daha fazla inanmış olduğum, sapık gibi kendimle kavga ettiğim dönemler. eskiden yapmadığım, yapanları kınadığım ne kadar davranış ve kişiliksizlik olduğunu düşündüğüm ne kadar tavır ve duruş varsa hepsini , tükürdüğümü yalarcasına, yaptığım bir dönem. bazen yüzüm bile kızarıyor kendi içimde çocukluklarıma. çocuk olmak bambaşka bişey aslında çocukluk değil de basitlik düpedüz. heyo ne kadar mutluyuz değil mi? neden biri çıkıp bana DEĞİL demedi ki. değil, ne sen mutlusun ve ne de çevrendekiler aslında mutlu insanlar. hepiniz sürüngen gibi yaşıyorsunuz. hayatta olmasını istediğiniz amaçlarınız uğruna çok çalışıyor gibi kendinizi gösterip tatmin ettikten sonra, sürekli aldığınız nefesleri erteliyor ve geleceğinizden borç yiyorsunuz. ve gerizekalı değil! mutlu değil. ve sen de bu değilsin. haydi şimdi başkalarına mı kızmalıyım? hayır. kendime bir dönem çok kızdım çünkü bana bu sözleri eden kendime karşı, kendimi duymamazlıktan gelerek yeterince saygısızlık yaptım ve kendimi çiğnedim. kime neyin ispatı allahaşkına, hayat senin hayatın sadece kendine ispatlayabilirsin bazı şeyleri diyen kendimin ağzına bir domates tıkayıp, kıçına da şiş sokup fırına verdim, sonra da ah domuz eti bu günah yiyemem diyip, kendi kendimi sindirmeme bile izin vermedim, saçma sapan inançlarım yüzünden. şimdi, o tavırlarımdan sıyrılmış olmanın verdiği özgürlük bu itiraflar. rahatlık. ve kendi özüme dönmüş olmanın verdiği mutluluk belki de. eskisiyle ve sağlam olanıyla, yeni ve ucuzunu değiştirdim.yaptım bunu. mutluyum. acımasızca eleştirmeyi öğrendim kendimi. suçsuzken bile bazen suç bulmayı sonra da kendimi bir güzel aklamayı. zamanı ben akıtıyorum. zaman beni akıtmıyor artık. hoşçakal :) | ||
|
|
||