19 Eylül 2010, Pazar
saat: 23:31








Ölüm...
Sessiz, soğuk, ani. İki'ye kadar sayamayacak kadar kısa. Bir ve işte o kadar.

Gerisi mi? Gözyaşları, ağıtlar. İnanamıyorsun, ta ki tabut evin önüne gelip, helalik alınana kadar. Son bir bakış, son bir dokunuş, son bir öpücük.

Arkasında bakakalıyorsun. Geri dönmeyeceğinin bilincinde.

Ne güzel ifade ediyor aslında "topraktan geldik, toprağa gideceğiz."

Anılar kalıyor geriye. Eşler, dostlar, akrabalar, konu komşu. Herkesin ağzından dinliyorsun, duymadan. Kah tebessüm ediyorsun, kah hüzünleniyorsun. Ara ara krizler vuruyor, tükenmiş bedenine. Göz pınarların kuruyor.

Evet alışması çok ama çok güç ancak alışıyorsun ve gerçekten dedikleri gibi hayat devam ediyor. Su içiyorsun, yemek yiyorsun, nefes alıyorsun. Haa eksik devam ediyor, yarım devam ediyor, eskisi gibi devam etmiyor ama ediyor işte lanet olası.

Ürkerek geçtiğin mezarlıklar artık evin oluyor. Evindeki huzurunun taşınması gibi geliyor. Tüm sevdiklerin birer birer taşınıyor yeni evlerine, yeni hayatlarına.

Tek yapabildiğin dua etmek kalıyor, gidip çiçekler ağaçlar ekiyorsun, taşlarını temizleyip, bol bol toprağına su döküyorsun. Rahatlıyorsun ne bilim. Orayı temiz ve güzel görmek biraz da olsa içini serinletiyor, öyle teselli ediyorsun kendini.



O hepimizin Ciciannesiydi,
Okul arkadaşındı,
Yengendi,
şimdi de yanıbaşında.
Babam, Ciciannemize iyi bak olur mu?

Mekanınız Cennet olsun

Amin

istanbul
hosting