21 Eylül 2010, Çarşamba
saat: 23:56


Ben kadınım," dedi Havva," ama bu benim sıfatım. adımı henüz bilmiyorum".Sonra döndü Adem'e, aklına bir şey gelmişti,
"Bana, dedi, bir isim ver varlığım olsun.Durdu, aklından yeni bir şey geçti.
"Bana, dedi, sen isim ver, varlığım senin olsun.Bana öyle bir isim ver ki senin adının yanında dursun.Seni anan beni de ansın. seni hatırlaya...n beni de hatırlamadan olmasın.Bir ' ile ' koy aramıza bizi birbirimize bağlasın."
Sesi bulutlarda göklerde, alnı aylarda güneşlerdeydi.
Adem baktı ona.
Göğsü olan güzelliğiyle açılırken başkaydı.
Ama sözleri ruha işlerken anladı ki, bambaşkaydı,hiç düşünmedi ki Adem, aralarında çoktan kurulmuş bir isim bağı.
Kolay söylenir bir adın hatırası.
Fısıldadığı isim hitap makamında yansırken, Havva pembe dudaklarının arasından Havva diye Havva diye tekrarladı.
Adem'in ismini Yaratıcı vermişti.
Havva'yı Adem adlandırdı.
Havva'nın adı adına, ruhu ruhuna, varlığı varlığıba katıldı.
Bedeni?
Zaten kaburgası kadar adem'e yakındı.
Cennetin elmas taçlı güneşleri bahçeleri doldurdukça Adem, suya, ışığa ve parıltıya, renge, kokuya ve buğuya bu denli yakışanın kim olduğunu farketti. Havva ismini tekrar etti..
Ama aynı anda o kadar aydınlık ve o kadar kapalıydı ki bir isme sığmazdı bu güzellik. belli ki onu tanımak için bir isim yetmeyecekti. elinden gelse Adem bildiği bütün isimleri Havva'ya verecekti.
Bildiği isimlerin hepsini Havva'ya veremedi ama her defasında ona bambaşka bir isimle seslendi. Bambaşka bir vasıfla vasfetti.
Havva'ydı bu, HAZİNEYDİ.

hazinelerinize sahip çıkın..

istanbul
hosting