|
25 Eylül 2010, Cumartesi
saat: 11:33
Uyandım, doğru mutfağa,kahve sigara... Sigara dediysem de sarma sigara içiyorum burada. Filmlerde falan kadınların zarif el hareketleriyle iki dakikada sarıp yaktığı, tütününden çıtır çıtır ses çıkarıp büyük bir iştahla içlerine çektikleri ve dumanını düşünceler içinde havaya savurdukları türden sarma sigara. Tabi benim sarmam 3-4 dakika sürüyor ve beceriksizce sarıyorum, eğri büğrü bir sigara çıkıyor ortaya ama iştahla içe çekme konusunda onlardan daha başarılıyım eminim:)) Zira bir çekişte yarılıyorum sigarayı, kavgalıymışım gibi düşmanımmış gibi davranıyorum içtiğim her sigaraya, filtre inceldikçe inceliyor.Dumanı havaya bırakırken gözlerimi kısıyorum aklıma annem geliyor "sigara içerken çatma şu kaşlarını, gözlerini kısıyorsun hep kırışacak etrafı..." huzursuz oluyorum birden. Senin de kırıştı anne; sigaradan değil,şu hayatta hep taarruz halinde olmaklığından kırıştı, bırakalım benimki de sigaradan kırışsın böylesi daha rahatlatıcı. Yoruluyorum sana bakarken, seni düşünürken...Nasıl katlanıyorsun bunca şeye? Hiç kendini bırakasın gelmiyor mu? Ağlayıp herkese bağırasın yok mu? Yalnızken, kimse görmeden, karanlıkta mı ağlarsın sen? Eğer öyleyse diyorum... İçimde binlerce at koşturmaya başlıyor, yüreğimin yumuşacık yerlerini acıtarak koşuyorlar, parmak ucumdan çıkıp uzaklaşıyorlar. Sonra ben oturup parmak ucuma bakıyoum...Parmak ucum bana tuhaf geliyor, havada tutuyorum rüzgarı dinler gibi...Bi uğur böceği konarsa sana yollayacağım herşey değişecek | ||
|
|
||