28 Eylül 2010, Salı
saat: 21:39








nerede kalmıştık...

sinir harbiyle sınır kişilik arasında bir yerlere gidiyordum. bozulan sinirlerimi onarmak için bulduğum dalları umutsuzca tutmaya çalışırken kırıp bu kez iyice kayalara geliyorum.

kumanda kayıp.

pişmanlıklarım olması iyi mi yoksa kötü mü çıkaramıyorum?!
yarın işten kaytarmam gerek ama kaytarsam mı iyi yoksa kaytarmasam mı bilemiyorum?!

kumandayı bulursam televizyona iple bağlayacağım...

kimi zaman nasıl şans bana siktir çekiyorsa bu kez de ben ona çekeceğim sanıyorum?!

kardeşim de yok ortada, saat 10...

uykudan bile keyf almadığımdan uyku da beni sevmiyor. geceleri o da girmiyor koynuma. ben yine yastığa sarılarak uyuyorum.

kardeşim eve bir gelsin ayağından zincirle kapıya bağlayacağım...

en yüksek enerjiyle uyandığım sabah bile hepsi işe gidene dek sürüyor; bilgisayarı açar açmaz o enerji ya yavaş yavaş ya da birden bire bitiveriyor. sinirle imtihanım başlıyor.

kumanda hala görünürlerde yok...

şirket "mükemmellikte yetkinlik" diye bir kalite sikine başvurduğu ve dünden beri şirkette bize bu siki verecek kişiler patronlar, müdürler ve çeşitli çalışanlarla görüştükleri için hepimiz bayramlık çocuklar gibi giyinerek gidiyoruz. her gün böyle gelenler durumu yadırgamıyor ama benim ayaklarım kösele ayakkabı içinde askerde giydiğim botların içinde olduğundan beter oldu iki gün içinde.

ne diyorduk...

bir bakmışsın nefret ettiğin her şeysin.



hassiktir

istanbul
hosting