|
29 Eylül 2010, Çarşamba
saat: 22:27
Herkesin istediği bir parça huzur ve düşünmekten düş’enlerin istediği bir de düşünmemek. Öyle geçiyor zaman yine biz takvimleri sabitlemeye çalıştıkça fark etmiyor. Yetişemiyoruz yine ne yelkovana; ne de akrebe. Bunu istemek saçmalık ama aranan o bir parça huzur bulunduğunda kusursuz bir İstanbul akşamında gün batımını izlerken insan en azından yelkovanı parmağıyla tutup durdurmak istiyor içine bir çekişlik huzuru yayacak kadar. Kartpostal gibi duran bir manzaranın önünden geçen vızır vızır arabalar sadece yaşanıyor izlenimi katmak içindi; ve tabi bir de ritmine kendimi kaptırdığım kalp atışları. Biliyorum âşık olmak için çok geç artık ve sevmek için de erken. Ama ne önemi var ki tüm bunların kayıtsız bir boşvermişlik bizimkisi. Hayat her şikâyet edişimde önümde duran bir arabanın egzozunu yolluyor üzerime soluduğum havanın güzelliğini anlayayım diye. İşte her zaman ki gibi aslında değişen pek bir şey yok hayat yine "ona nerden baktığınızla alakalı". Evet istediğimiz bir parça huzur; ve düşünmemek ; ve ve bu konforu sağlayacak anlayışa sahip bir ... | ||
|
|
||