|
30 Eylül 2010, Perşembe
saat: 00:21
Fark ettim ki İnsan Hakları seçememiş olmak koyuyor. Mesela yarın öğleden sonra bir İnsan Hakları dersi var ve ben o derse girmekten korkuyorum. Ama seçtikten sonra ne yapabilirim ki? Kaldı ki aynı konularla ilgilenmeye başka bir branş seçmiş olsam bile devam edebilirim. Üstelik param olursa fiilen de destek olabilirim. Bunun yanı sıra copyright, patent, hatta tahkim filan ilgimi çekiyor. Çaktırmasam da MÖHUK'tan keyif almıştım mesela. Janjak kafesinden çıktı bugün. Üst komşuyu keşfettiğimden mi yoksa şapka takan erkeklere kıl olduğumdan mı bilmiyorum ama beğenmedim kendisini. Adam da ölüyordu onu beğeneyim diye, eminim evde ağlamıştır. Bir de Brüksel'deki grevi bahane edip okula gitmedim. Ama herhalde pek haksız da sayılmazmışım. Metrolar çalışmamış. Konuyu BBC üzerinden takip ettim. Sonra fark ettim ki klişe Flaman - Valon kapışması dışında Belçika gündemi hakkında pek az şey biliyordum. O "her konu hakkında bize danışabilirsin" diyen benden önce LLM yapmış kıza İngilizce bir gazete sordum. Bir de seçtiğim dersleri gönderdim, kararımı vermiştim ama içimi rahatlatmak için yaptım sanırım. Belki her gün aynı iç boğan konular hakkında yazmasam, aralıklarla genel durum hakkında bir şeyler yazsam ortada gerçek bir sıkıntı olmadığını net bir şekilde anlarım. Yarın okul 11'de. Sabah erken kalkıp Wannes Bey'in Stark Reality albümünü mp3 çalarıma yükleyeceğim. Sonra metro, sonra tren. Ve ben tren yolculuğunu da, gardan okula 1.2 km'yi de seviyorum. Aslında Arts-Loi'yı da seviyorum; güzel insanlarla göz göze gelmeyi seviyorum. Sonum ne olacak hakikaten merak ediyorum. Staja gidip geri dönmemek var, staja gidemeyip eli kolu bağlı işsiz ipsiz sapsız bir insan olmak var. Ama hayatımın şu dönemini bir intro dönemi yapmamaya and içtim. | ||
|
|
||