|
01 Ekim 2010, Cuma
saat: 21:01
Kendime ve yalnızlığıma, kendisini aldattığımı söyleyemediğim gibi, d.a da asıl hissettiklerimi ve ihtiyacım olanı uzun süredir söyleyememenin verdiği sığınmışlıkla kalkanlarımın arkasından yarım ağızla konuştum. Beni asıl rahatsız eden şeyi zaten ara ara tekrarlıyordum, hatta tekrarların yarattığı yorgunlukla hepten uzaklaşıp hayatımdan sildim kendisini belli bir zaman önce. Ve bunu dile getirdiğimde, yüzünde beliren ifade geçmiş olan öfkemi o kadar harika bir intikam doygunluğuyla şefkate dönüştürdü ki.. Naifleştim. Kısacık sürede bu kadar çok konuşmasını ve bu kadar çok özür ifadesini yine de hiçbir nedene baglayamadım. Çünkü herhangi bir ilişki noktasına baglanabilecek şeyler yaşamadık, yaşamıyoruz, yaşamayacağız. Ne halt ediyorum bilmiyorum, muhtemelen o da ne halt ettiğini bilmiyor. Arabadaki dusunceli halinden anlasiliyordu hersey. Tek bildiğim kırgınlıkla geçen onca zamandan sonra bir tabak yemeğe bir gerizekalı gibi anında tav olup ruhumla aklımı üzerimden çıkarıp fırlattığım ve tüm etten arzularımla diline, eglencesine, şefkatine ve hayatımda hissettiğim en güzel dokunuşların sahibi parmaklara tekrar yenik düştüğümdür. Hiçbir şey hissetmiyorum bu sefer ya da ne hissedeceğimi bilemiyorum. O narin, o haşarı duygusallığım nerede saklanıyor bilmiyorum, ama çok özlüyorum.. Çağırıyorum, haklı ürkekliğinden ses bile veremiyor. Ağzımdan salıverdiğim her sözcük haddinden fazla vahşileşmiş artık. Canımı yakarsanız, bilinçsizce ısırırım dedim kaç kere.. Ne sanıyorsunuz ki? Ne sandınız? Hayatımın en berbat yılı 2010. Değişmemesi gereken, ve hatta değişmek istemeyen her bir parçam mutasyona uğruyor, kendimi daha fazla kırıp dökmeye izin vermeye devam edersem ruhumun küserek kaçıp gitmesinden korkuyorum. Daha fazla düşmemek için tutunmaya çalıştıklarım ara ara rahatsız etse de elimden artık hiçbir şey gelmiyor. Ben, 'ben'den daha fazla uzaklaşamam. Özümü, üzüm gibi çiğneyerek yutmuş ve yok etmiş olamam, olmamalıyım da.. Keyfimin yerinde olduğu, içtenlikle gülümsediğim hatta kahkahalar attığım oluyor. Ama ne huzurdan ne mutluluktan payımı al(a)mıyorum. Al(a)madığıma ek olarak, hayatım boyunca da al(a)mayacağımı bilmek canımı sıkmıyor artık.. Tatminsizim, olağanüstü derecede takıntılıyım, zihnimi hiçbir detaydan kurtaramıyorum.. vesaireler, vesaireler. Sadece bitmek bilmeyen bir aci ve kırgınlık. Nedenli ve nedensiz.. Hep. Hep. Hep ... teşekkürler hayat ama tekerrürler bayat. tazelenen tek şey büyük bir iştahla içime çekmek istediğim, bay ölümün nefesi. | ||
|
|
||