02 Ekim 2010, Cumartesi
saat: 02:02


aslında çok sıradan bi gün(dü) gibiydi.her zamanki gibi ofisten çıkıp eve gelmiştim ve gündelik, aynı zamanda bi o kadar klasik devinimlerle uğraşmaktaydım.mailimi açıp bir gün önce dayımın attığı maili görünce akşama yapacağımı söylediğim şey aklıma gelmişti.
ve tam 3 senedir dayımın bi türlü elinin var(a)madığı, bunu her duyduğumda o eylül sabahının ilk ışıklarının aydınlattığı hiç bilmediğim bi yerin hiç görmediğim ama kardeşimin sesini bin parça halinde bulduğum bi sağlık ocağıyla hastane arası binasında hatırlıyorum kendimi.
evet çok da sıradan bi gün değil(di), en azından öyle bitmeyecek ve ilerde de öyle olarak kalmayacaktı.
çünkü ben her gün başında oturduğum bilgisayarın ekranında her gün baktığım, okuduğum, gördüğüm şeylerin dışında tam 3 sene sonra annemin mezartaşı için font arıyordum.ki bu daha önce aradıklarıma göre oldukça (traji)komikti.
bikaç şey bulup dayıma gönderdim, altına da, düşünüyorum arıyorum 'annem kendi yazsa..' sıfatıyla bişiler aradığımı yazarak gönderiyorum maili.
tıpkı o gece gibi..eğer en sevdiğiniz insanlardan birinin telefonundan aranırsanız gecenin bi vakti, ama açtıgınızda o en sevdiginiz degilse karsı taraftaki söyleyecekleri hiç bi zaman unutamayacağınız şeyler olabilir buna hazır olun.(ki o an, o en sevdiğinize, onu ne kadar çok sevdiğinizi bir daha asla söyleyemeyecek olduğunuz anın fotoğrafıdır ve öyle kalacaktır...)

istanbul
hosting