03 Ekim 2010, Pazar
saat: 21:36


-Suyu fazla olmuş bu insanın, çamur cıvıklaşmasın? diye sordu genç olan.

-İyi ya, fazlasıyla şeytanın ateşini söndürür.
Dedi ötekisi, gülerek.

Aradan biraz zaman geçti.
Yeryüzü denen gezegendeki, insanoğlu denen afişte varlığın, zaman ölçülerinden çok daha uzun bir süre.
Nefrete tapan, kinden beslenen bu evrim dışı varlık çıktı ortaya.
Hammaddesi kalabalık olan tatlının kıvamının tutmaması gibi, lezzeti pek bir ekşiydi.

Nefret etmek iyiydi aslında...
-Nefret et! derdi.
-Nefret et ki bileyim beni sevdiğini.
-Durma.
-Sen durdukça duran Dünya'da, bir tek ben ölüyorum.

Nefret ediyordu.
Kendinden.
Anne ve babasından.
Kadınlardan da.
Ama bunu onların yüzlerine haykırması, onu çekici kılıyordu.
Kadınların 'Şövalye' sandıkları adamların aslında alüminyum folyo ile kaplanmış 'Denyo' olduklarını görmeleri baya zaman alıyordu.
Hal böyle olunca, gerçekçi olanlara rağbet artıyordu.
Şeytanın zor dolaştığı yerlerde kamp kurmaktan hoşlanan biri ise yok satıyordu...

istanbul
hosting