|
04 Ekim 2010, Pazartesi
saat: 16:50
Ya yine yanlış gitti sinyal.. Ya benimle taşak geçmeyi ne zaman bırakacaksın evren? Ya çok basit bir şey bu, basit... anlayamıyorum. Bu kadar zor olmamalı. Telefon henüz çalmaya başladığında açtığım ağzım, kapattıktan sonra bile hala açık duruyor. Hangimiz daha düzenbazız? Gerçekleşmemesi gereken sürprizler bunlar, istediğim bu değil.. yuh artık ya. Gerginlikten yırtılırcasına bağırmak istiyorum, lakin öfkem eksik. Neden bu kadar kolay affediyorum insanları.. Ha gerçi öfkemle ağızlarına sıçınca da hoşlarına gidiyor, ortası yok artık hiçbir şeyin. Elimi ayağımı çeksem bir türlü, çekmesem bir türlü. Kahvem bu kadar çabuk soğuduğuna göre, hava gerçekten soğumuş olmalı. Harika, yalnız tek sıkıntım etrafımdaki duvarların kafamı yaslayamayacak derecede benden de soğuk durumda olması. ne biçim mandalinaymış bu, ne çabuk bitti. "Yaşamak" denen zincirin hangi yamuk halkasına isyan edeceğimi şaşırdım artık.. | ||
|
|
||