05 Ekim 2010, Salı
saat: 11:40


Başlayalı beri altı ay oldu, ama yine , tıpkı kalleş bir karamazov gibi, kendi kararlarım içinde, yapmamaya mahkum ve bir sefilim.
Sabah dişçiye gitmek üzere kalktım giyindim ve tereddüt etmeden dişçiyi arayıp randevuyu tuvaletteyken cuma gününe aldım. Bundaki amacım, kendimi kandırıp kırmıı rujumu sürmek ve bakalım ne olacak demekti sanırım.
Yine de bir iki işe yarar iş yapmadım da değil, dün Benjaminin yöntemlerinden biri olan, yarın bir şey yapmak gerekiyorsa onu kapının önüne fırlat girişimini denedim.
Zuhal Topalla İzdivaçtaki cemal abiyi, ekşi sözlükte arattığımda, çünkü güzel bir insan kendisi, karşıma bir şiir çıktı, karslı rakılı, ben de onu babama göndermeye karar verdim.Ama ismini değiştirdim tabii.
Bir zarfa koyup-bu kısımları bu kadar kolay olmadı tabii, urbandan aldığım freedom is you falan gibi bir şeyle başlamamın üzerinden dört saat geçmişti zarfa koyduğumda- neyse, onu dün gece kapının önüne fırlatmam sonucu, niceleri gibi, bilemediğim bir yerde değil, postanede şimdi.
Bu arada, tatiller yaptım, yıllar içinde kararmanın önemini anladım, çıralıda demiri gördüm ben değiştim dedi, her şeyi bıraktım hiç bir şey kullanmıyorum artık, Sonra gece çıplak denize girdin mi deseler mecburen girdim it gibi titreye titreye diyeceğim anılar yaşattım. Yaşadım olacaktı.
Mezzoda arkada hep aynı adamın bir şekilde kareye dahil olduğunu farkettim.
Of yine çok yedim, midem bulanana kadar.
Kitap okuyorum ve bir kitap çeviriyorum. Bilgisayarı çevirerk yapıyor gibiyim.
Çınarcık, hayaletler kasabası olmuştu, zaten öyleydi de. Sanki bir iyice.
Bugün resmi olarak bir yıldır hiçbir iş yapmadım ve hiç bir para kazanmadım.
Evet. Ne halde olduğumu anlatamam, anlatabilseydim sanırım şimdi bir ezik olmaz hayal ettiğim gibi bir anlatıcı olabilirdim.
Hayırda hayır vardır gibi kendime yandan bir gülüş icad ederek insanların ne demek istediklerine önem veriyorum dedim dün hayali çeviri görüşmesinde. Elimde bir viski olmasını ve cantona gibi iş görüşmesini tekettiğimi ve bir anda bütün çeviri işlerinin milyarlarca dolara bana hibe edildiğini düşündüm.
Bu arada, Isparta gibi bir yerde, boktan bir dizide boktan bir rol oynadığınızda, ziraat bankasında sıra beklemediğinizi ve pasaport şubeden çay içerek ayrılabileceğinizi öğrendim.
Bana ne sizden, ben öürendim.
Bir de bir oyuncuyken, nerde benim kargom diye herkesi azarlayabileceğim gerçeği var, ben şafağı beklediğim için bunu aras kargoda kullanamadım.
Yarın güzel bir gelişme oldu, faustu oynayacağım ben dedi başka bir haydar ıyuncu, ulan zaten altı yıldır faust oynuyorsun, hangi gelişme.
Berlin kafasından çıkmayım diye kendime genetivli cümleler kuruyorum.

Bacaklarımı pedallarda döndürüyorum.
Zaten dişçiye gidemeyeceğimi dün geceden beri biliyordum çünkü dişçiye verecek param yoktu.
Yine de bir inanmışlıkla uyanıp giyinişim vardı ki. Peh peh, ben bile inandım.




istanbul
hosting