05 Ekim 2010, Salı
saat: 17:55


Ben bu dunyaya gec gelmisim bir 30 yil kadar diyorum; sonra bir 30 yil kadar daha erken dogmus oldugumu dusunuyorum ve o zaman da cok erken oluyor.
Hani sanki suymusum gibi ama bulundugum ya da hayal ettigim her kapta da tahta gibi duruyorum.
Her sey varken her seyden vazgecmeyi seviyorum; hicbir seyin olmadigi yerde her sey olsun da ben vazgeceyim diyorum.
"Modern" kelimesinin de sanki cok matah bir seymis gibi kullanilmasini hic haz etmiyorum. Kelimelere kendi anlamlarimizi yukledigimizden beri -ki hepimizin cok fazla "ben" olmasindan kaynaklaniyor bu- anlasamiyoruz bir turlu.
Sarkilarla actim her cumleyi.
Dikkat cekeyim, butun oklar beni gostersin isterdim zamaninda. Iste onu da yine ondan vazgecmek icin istedim belki de, kim bilir? Simdi istiyorum ki hava gibi seffaf olayim, sadece goz kirptiklarim gorsun beni. Aslinda beni de gormesin de, bilsin ki ben oradayim herhangi guzel bir yansima olarak. Ben susayim ama golgem buyusun.

Sydney'de bahar cok guzel. Butun bu renkler, butun bu cicekler bana kendimi unutturuyor -ki kendimi asil orada buluyorum-
Sydney'de gok yuzu daha yuksek ama birazcik ayaklansam, basim goge degecek.

Onceden soylenen sozlerin hicbirinin bana ait olmadigini bilmek ama hepsini de benim parmaklarimdan cikmis olmasi ne tuhaf! Ve beden ne fonksiyonlu bir sey ki o da sen oluyorsun bu da...

Dunyaya zamansiz geldigime dair inanisim da beni dogruluyor; simdi benim tam zamanim...

Ben hic lirik olmadim; ama her seyin oyle bir durusu var ki, baktigin yer siir oluyor.


 
hosting