|
06 Ekim 2010, Çarşamba
saat: 00:08
Günaydın. Demiştim, her gece sabaha vurur ve en karanlığı da güneş tam doğmadan öncedir gecenin. O tan vakti kızarır ya hava, gizemli, doyumsuz bir çekiciliğe bürünür, tüketir seni boşluğunda. damla damla akarsın yalnızlığa boş yere. Bir imkansızın peşinde koşuyorum, seni imkansız kılan yargılarıma lanetim. Yorgun, her güzel baharı geride bırakmış, solgun çiçeklerin yüzü güneşe dönük, bir umutla tutkun hayata, inadına.. Ulaşılmaz kılmaz mı aşk? Aşk mı öldürür olasılıkları beyninde? Düşünesi, yaşanası derince bir duygu.. Keyifli.. Aynaların buruk yansımaları, Yalanların yokoluş anları.. Çelişkileri bertaraf ediyor tüm gülümsemeler. Aslını kovalıyor, gerçeğe varıyor tüm düşler.. Yetişmek gerek bu hayata, Aciliyetine alışmak, Aldanmadan yalanlara, gerçeğe kavuşmak.. Emek vermek gerek, tıpkı bir dağcı gibi.. Zirveye ulaşıp, o "keyfi" doyası yaşamak.. | ||
|
|
||