|
06 Ekim 2010, Çarşamba
saat: 17:50
''Eşi benzeri olmayan bir çiçeğe sahip olduğum için çok zengin olduğumu düşünürdüm. Yalnızca siradan bir gülmüş. Sıradan bir gül ve dizime kadar üç volkan. Birisi belki de artik tümden söndü.. Hiç de büyük bir prens değilim ben.. Küçük Prens çimenlere uzandı ve ağladı..'' Dün etilerdeydim, evinde kalacağım arkadaşımın işini beklemek için starbucksa gittim, yanimda küçük prens vardı ne zamandır okumamıştım açıp tamamını bir solukta okudum. O sırada yan masama bir grup ciciş gençlik geldi, bir de elimdeki baskının her yerinde Küçük Prens yazıyor, az biraz da utanmıyor değilim kazık kadar olup hala onu okuyorum diye ama ne yapayım verdiği hissi seviyorum işte. Kitap bitti ben de çimenlere uzanıp ağlamayı isterdim ama Küçük Prens kadar özgür olamadığım için starbuckstaki masamda üzülmekle yetindim sadece. O esnada yan masadan ''Burası baydı yaaa Kenan'a mı gitsek?!'' nidaları kulagima gelmekteydi. | ||
|
|
||