|
07 Ekim 2010, Perşembe
saat: 21:31
Garip bir gün... Ama akşamına doğru daha da garipleşen garip bir gün. Sabah işe giderken dedem aklıma geldi.Uyuz sınav yüzünden onun da yanına gidememek koydu biraz. Sonra kendi kendime nasılolsa kazanamayacağını bilerek neden kendini yoruyorsun diye sorarken buldum. Gözüme o kadar büyük ve yetişmesi zor gelen işlerden bir kısmını tamamlayıp bir kısmına da tay tay... Akşamına doğru aldığın kötü bir haber.Kötü zamanlarda pek iyi değilim.Saçmalıyorum bazen aklımdakilerin tam tersini aktardığım zamanlar oluyor.O yüzden belki de iyigün dostuyumdur... Eve dönüş yolunda ıssız adamın film müziklerinden biri çıktı radyoda.Herkesin hayatından bir kesit vardı sözlerinde ve ilk ben dile getirmedim bunu o an.Ama gözüme o filmi izlediğim zaman geldi birden.Asker öncesi kalp kası kasılmalarımın olduğu zamanlardı.Gece kaçta yatarsam yatıp sabahına doğru uyuyamadığım zamanlardı.İstemeye istemeye gittim.Gİtmeden evvel Ankara'dan içki alıp o ortakuzey şehrine gittim.Hayatımda yerlerinin farklı olduğunu düşündüğüm o iki kadının yanına.Biri beni diğeriyle başbaşa bırakmak istediğinden, diğeri de benimle başbaşa kalmak istemediğinden gitti.O geceyi yanlız geçirdiğimi hatırlarım.O evin o saatten sonra nasıl soğuduğunu, kendimi ne kadar kötü hissettiğimi anlatamam.Kendimi nasıl yalnız hissettiğimi. O şarkıyı duyar duymaz bunların hepsi bir anda geldi geçti. Yalanlara kolay kandığımı, aynı anda anlamayıp-anlamak istemediğimi çok sonralarda farkettiğimi gördüm. Evet her türlü yalanı duydum hayatta. | ||
|
|
||