08 Ekim 2010, Cuma
saat: 01:13


gece yarısı, akçay'da kahvehaneyi andıran bir cafede, dışarda, her imge de buz gibi olmuşken, benle tamamen farklı siyasal yapı da ama şu an en iyi dostum diyeceğim herhangi biriyle (farkına varmadan yaşlanma belirtisi bunlar galiba) bira içiyorum, o ısmarlıyor ben içiyorum, sigarımı tüttürürken yanımdan hem renkleri hem gözleri şaşı bir kedi sürtünerek geçiyor, karşımda ki masa da renkli yedisiyle pas diyen adam durmadan kaybediyor, maça diyen ''güzel günler sizi bekliyor'' diyor diğerine, ne ironi. her yerleri bataklık kokuyor. bu kokuyu seviyorum. hiç bir zaman ait olamayacağım bir yerdeyim, burası huzur dolu, parmaklarında pembe bir iz taşıyan bir kirpiyim ben. it havlamaları yukarda ki bilmem ne kuşunun sesine karışıyor, birle oynayan kazandı. zaten ikiler hep kaybeder, kural bu kazablanka. Masadan kalkıp hesabı ödüyorlar, kaybedenin suratına gülerek bakan kazanan ''bir oyun daha oynayalım mı abi?'' diyor. kaybeden hükmen oynayacak, içeri geçtiler, herkes adaçayı içecekmiş, ses kirliliği bu sefer 11 diyor. ufak bir toplama işlemi imkansızlar için. ama eminim 11 diyen adam kaybedecek, oyunun kuralı bu. katil derisinden çakısını çıkarıyor ve masanın ortasına fırlatıyor. oyun bitti.

istanbul
hosting