10 Ekim 2010, Pazartesi
saat: 23:39








Kalkış saati planladığımdan iki saat önce oldu. Yine bi bağrışla gözlerimi açtığımda "Ahh ablamın gelebilme ihtimalini neden düşünmedi" diye kendime söverken küçük cadı üstüme atladı yine... neyse ki zıplaması erken bitti ve ben kaldığım yerden devam ederken bu sefer anası geldi. Oda da tangır tungur birşeyler yapıyordu. Uyandığımın kokusu almış olmalı ki ablam telefonu getirdi, Volka arıyordu.

+ Uyuyon mu lan çamış
- uyandırıldım
+ auahuahauha. Yarım saate ofise gel.
- Kahvaltı yapmadım Lan daha
+ Lan yarım saat içinde yap işte.
- hıı yaparım.

Hafta içi on dk yapılan kahvaltılar, hafta sonu nedense bir saatte yapılıyor. Ben yarım saate kahvaltımı yapmış, evden çıkacakken yine aradı.

+ Lan yarım saat dedik bir saat oldu
- Kes amk. Geliyom beş dakikaya.


Evet küçük bir şehirde yaşamanın avantajları. Evim ofise beş dakikalık uzaklıkta. Bunun kötü yanlarıda var tabi. Geç kalma gibi bi lüksünüz yok neyse konumuz bu değil.


Daha afyonun patlamamış, şöyle bir etrafıma baktığımda sahilde olduğumuzu gördüm. Sanırım bir beş kilometre yürümüşüzdür. Sonra şehre döndük. Tüm yol boyunca çay ısmarlamazsan vicdan azabın olurum diye başının etini yedim ve sonunda amaçıma ulaştım.

Askerden geldikten sonra odayı ses yalıtımı yaptırmak farz oldu.


bi şarkı armağan etsene Lan..

istanbul
hosting