11 Ekim 2010, Pazartesi
saat: 00:15


Düşünüyorum, şu master programını iki seneye bölmek kadar mantıklı bir şey olamaz. Tez ve çoğu ders ikinci dönemde olacağı için seneye ilk dönem Türkiye'de adliye stajımı yaparım. Tezi de Türkiye'deyken geliştiririm. Daha az yoğun bir yüksek lisans programı olursa çalışmaya başlarım, çalışmaya başlarsam param olur. Aksi takdirde bir senede programı bitirirsem bittikten sonra Brüksel'de kalmam için bir neden kalmıyor ve ben bir neden istiyorum. Mal gibi evde oturmayı reddedeceğimi biliyorum.

Reddettiğim diğer programın tek artısı iki sene olmasıydı. Meğer benim programım da iki sene olarak yapılabiliyormuş. Gereksiz yere düşünmek için vakit kaybetmişim Ağustosta.

Arkadaşa anlattım durumu. Sen her türlü mantıklı karar veriyorsun, işine ne geliyorsa onu yap dedi. Sorun şu ki benim işime gelen şey ertesi gün işime gelmeyebiliyor. Meseleye duygusal yaklaşmak gerekirse "burara kalıp ne yapacağım" ile "Türkiye'ye gidip ne yapacağım" soruları birbirine denk. Duygusal açıdan bir sıkıntı yok. Ama mantıklı olan hangisi? Burada iş bulup çalışabilirsem 2 yıl mantıklı. Şayet bulamayacaksam 2 sene felaket sıkılırım.

Yapılacaklar listesi:
1- Komisyonda staj mümkün mü? Mümkünse geçerli mi?
2- Yurt dışında büro stajı mümkün mü?
3- Seçmeli derslerden tez yazılıyor mu?
4- Yığınla tez örneği okumak.
5- WTO'nun makalesi
6- Yeni aldığım çizmeyle ilgilenmek.
7- ULB/ VUB/ UCCLE Fransızca kursları

Ha bu arada bugün iki defa ön balkona sigara içmeye çıktım. İlkinde üst komşularım gezmeye çıktı, ikincisinde eve geldiler. Adamın anaç duygular uyandıran koca bir koyu sarı kafası var. Boyu fevkalade uzun. Dışarı çıkarlarken içimden adamı klonlama geyiğini yaptım. Ama dönüşlerinde öyle olmadı. Çok mal hissettim, tarifsizdi. Tabi bu genel olarak bir "geyik" olduğu için moralimi bozmuyor. İnsanlara anlatınca adam üzerinde emellerim olduğunu sanıyorlar, o yüzden anlatmamayı yeğliyorum artık. Sizin gibi değilim olm ben.

Bilgisayarımın motorundan acayip sesler geliyor.

istanbul
hosting