|
12 Ekim 2010, Salı
saat: 18:58
Sözde bugün Ankaraya gidecektim ve söze de döktüm ama trenle gitmeye karar verip, hop karaköy haydarpaşa ankara diye kafamca bozuklukları da sayarak bir hesap yaptığım için yarına kaldı. Vasıtamı bilmiyorum. Şimdi bir mobiletim olsun çok isterdim, ama iyi ki bakü Türkiye maçı var. Çukurcumada,resmen içine şeytan kaçmış Yusufla karşılaştım, yürüyelim dedim yok, elmasını yiye yiye, bacağını bok ederek bünyeme bekledi. Bay bay diyip, uzun bir kavga edeceğim mobiletçiye girdim. Ne oldu bilemiyorum ama zamanlardan sonra dışımdan kavga ettim, her lanet sonra.. Hikmetin laneti olabilir. Kol kırılır yen içinde kalır deyimini Hikmete karşı kullanmak hiç de şımarıkça bir şey olmaz. H,kmet, hayatımıza girmesi en anlamsız büyük kıvırcık saçlı batmanlı. Orantısız bir ayı olduğu için hayatıma şeytan yusufu ve yahuda mobiletçiyi bir anda soktu sanıyorum. Üstelik muhakkak atmam gereken bir zarfı bugün yine atmadım. Zanaxla uyuduğum zaman dışında uyumuyorum. Kustiricayı düşündüm. Zaytungda ne yazacağını düşündüm daha çok. Ütü yaptım, zuhali tek içmiyim diye, sarhoş olup telefonlar ettim herhalde, hiç de sarhoş hissetmiyorum. Yapmayı alt alta yazdığım listenin üzerinde pislikten başka bir gelişme yok. Bir şeylere başlayıp başlayıp tökezliyoruz. Biz mi. İnsanlık olarak yani. Senki benden bir şey gitti. Ne yazıkki hep benden bahsetme değilmiş giden. Kendimi pop upslarla allow etmemek istiyorum, ne demek o bir türlü çözemiyorum. B, kendi kitabını kendi basarak el altından dağıtma kararı aldı ki bu çok başarılı bir karar. Önümde iki dilden ve bir de karamazov oyalamaçlar var. Ankara için saklıyorum. Elim cebim boş bakalım nasıl delirmeden döneceğim. Sinir var doktor ben de. Asabiyet. Böyle derken buluyorum kendimi. Veya hakimlerin karşısında aklanmak. Senin rüyalarındaki hakem yoksa ben miyim. | ||
|
|
||