13 Ekim 2010, Çarşamba
saat: 02:41


Şizofren bir adamın güncesi.

Bugün aşık oldum. Sonra terkettim. Sonra yine aşık oldum. Sonra yine terk ettim. Sonra bu ayrılığa dayanamadı ve ağladı. Bir ağladı, iki ağladı sonra dayanamadım bende ağladım...

Ama içimden...

O görmedi...


Ne ilginçtir ki, "eskiden" diye kurabildiğim bir cümleye başlayabiliyorum. Ama ne kadar eskidendi onu bilmiyorum. Lakin eskiden sevgiler: yüzyüze, gönül gönüle, sevgi kartlarıyla, mendille, köşe başlarında, pastanelerde, üst mahallede, simit yanına limonata tadına, sahil kenarında en önemlisi İSTANBUL'da yaşanıyormuş. Ben duyduklarımın yalancısıyım.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Yalancı yalancı sana kimse inanmaz. Yalancının evi yanmış kimse inanmamış. Herşey yalan olmuş bu diyarda... v.s.

Yan yanayız üzülürken, sevinirken, yemek yerken, susarken, giderken, gelirken, düşünürken, çözümken, sorunken, ağlarken, tartışırken, anlaşırken. Peki Tanrı'm sen nerdesin? Peki aklımız nerde?

Şizofren bir adamın güncesi

Bugün yönetmene bağırdım. Sonra affettim. Sonra bir daha bağırdım. Sonra bir daha affettim. Sonra baktım "sevdam ağlıyor" Sonra kovdum. Baktım o da ağlıyor;bende ağladım...

Ama içimden...

O gördü ama...

istanbul
hosting