13 Ekim 2010, Çarşamba
saat: 13:26


Gök sadece yüzümüze tükürüyor şimdilik. En azından soğuk değil, sıcak sevenler şikayet etmezler böylece.
Mükemmel denilebilecek bir hava var bugün. Bu şehre, böylesine hüzünlüyken bile sempatik olabildiği için daha çok aşık oluyorum. Tebessümlerden inşaa edilmiş bir kasveti var. Yine de kaçıp gitme isteğimi dizginleyemiyor. İnsanlara dair hissettiklerim gibi tıpkı.
Zaten kaçabilsem ilk önce kendimden kaçacağım. Gittikçe yabancılaşıyoruz birbirimize, üzülüyorum.
Ruhum acımasızca bedenime tecavüz ediyor, son zamanlarda bir yerlerimde mütemadiyen yumurtluyor olmamın açıklaması bu sanırım.
Sayesinde anne gibi hissediyor olmam da cabası. İçgüdülerimden rahatsızım, şikayetim var.
Acının güzelliği yaşanılası, zaten onsuz yaşayamam. Ama sepetinde getirdiği sıkıntılar zihnimi yoruyor. Bilincim açık da olsa ayılamadığımdan doğru dürüst, mantık(!)sız hareket ediyorum.

Kafamı koca bir ağacın kapkaranlık kovuğuna sokup, yıllarca çıkarmak istemiyorum. Beni de alsın bünyesine, birlikte kök salalım tek bir gövdeden.
Hiçbir şeye, hiç kimseye sığınamıyorum. Kendime bile.
Daha fazla dağılmaktan korkuyorum, gizli gizli.

Damlalar müzikle senkronize düştüğünde, saçma sapan gülümsemeyi seviyorum çok.
Şimdi farkettim ekrandaki yansımamdan.

Bass ları fazla açmışım bir de onu farkettim. Ayağımdan kalbime sıçrıyor her bir vuruş, titriyorum. -hayattaki adımlarım gibi-
Neyse, bir kahve daha yapıp beklemeye koyulayım ben.

Dün bir kez daha anladım ki O. ile aynıyız. Benzeşmek ya da uyum değil birebir aynı.
Gözle görülmeyecek farklılıklar barındıran zevklerimiz, ideallerimiz ve tutkularımızın yoğunluğu. Ama bu yüzden de birlikte olmamız zaten imkansız. Onun o müzikal zekasına, dehasına hayranım, kimseye de laf ettirmem.
Ancak gözlerinde okuduğum şeyin, dediğim gibi imkanı yok artık. 4,5 yıl yeterli bir süre, zaten koca 1 yıl örtülmüş üzerine herşey bittiğinden beri.
Birbirimizin dünyalarında turist gibi geziniyoruz artık, dostluktan ötesi olamaz.
Hiçbir şey hissetmiyorum.
Hayatımdan pay alanlara verdiğim sevgi ve huzurun aynısı; çocuğum gibi.

Hem isabet oluyor bitmesi herşeyin. Varlığım lanetli bir havaya bürüyor birlikte olduğum insanların hayatlarını.
Ki o hayatların da tüm ağırlığını kaldırma rolünü ben oynuyorum hep. Kendi lanetimde insafsızca boğuluyorum demek oluyor bu.

Ama bitmiyor, başbaşa kaldığımda korkunç gerçek beni daha çok içine aldığından kelli yorgunluğum katlanıyor.

Ne istiyorsun ki benden bay tanrı?
Pes diyorum, pas diyorum sürekli..
Nefes alırken sarhoş olmak istiyorum artık, anla.
Şeytan daha insaflı davranıyor dürterken, öyle bir dokunuyor ki. Orgazm sebebi.

Kahve yapacaktım ben, yeter parmaklarım.
Hüznüm öfkeye döndü yine..
Dönmesin istiyorum ki tadını çıkarayım.

hmf..



istanbul
hosting