14 Ekim 2010, Cuma
saat: 23:38


Hukukçunun evrim sürecinde çok önemli bir çizgi var bence. Tüketici Hakları konusuna giren basit bir meselede sinirlenip haklarını karşı tarafa hatırlatmak mesela yersiz. Hele ki söz konusu Hukukçu Belçika'da lisanslı avukat değilse, tam bir blöf. Annem ortalığı sakinleştirip kendine benim ayakkabı fiyatında başka bir ayakkabı aldı. Sonra ben de başka bir yerden başka bir çizme aldım. Dostum bugüne kadar aldığım en iyi çizme bu.

Aklıma Kadıköy dolmuşunda "aramızda bir sözlü akit var, beni iskeleye bırakmak zorundasınız" demişliğim geldi. Tamam alkollüydüm ama bu da evrimleşmemiş bir hukukçu beyanıydı. Ya da Harbiye'de "makul zeka düzeyindeki bir insan bunu bilmek zorunda değil" beyanıma yüzbaşıdan aldığım komik ayar var. İki üç sene önceydi ve yine alkollüydüm. Ama bugün alkollü değildim. Neyse ki o kadar kötü değildi.

Ha evrimleşmeme vakit var tabi. Şimdilik utanç verici ama ilerde bence çok güzel üzerinden prim yapılabilecek salaklıklar bunlar.

Stark Reality, gizli bir zevk oldu benim için. Evin belirli yerlerinde ve evin dışarısında dinlenebilen bir müzik topluluğu. Albüm hakikaten adamın dediği gibi dinlediğim en iyi albümlerden biri olmayı hak ediyor. Ara sıra şarkıyı mırıldanmaya başlıyorum, mesela balkonda sigara içerken mırıldanmaya başlıyorum. Stiiieü diye kesiliyor, bambaşka Türkçe bir şarkı söylüyormuş gibi yapıyorum; olur da duyarsa sapığı olduğum ortaya çıkar diye çekiniyorum. Ama bir yerde de bağırmak lazım: sticks and stooooooones, bottles and boooooones, any old junk for saaaaale.

Avusturalyalı çocuğu geçiştirmiştim ben. Ben sana haber veririm demiştim. Mesaj atmış şimdi. Ben bir kere ucundan reddedilmiş/ ertelenmiş olsam o insanla hayat boyu bir daha görüşmem. İkimizin arasında bir kıvamda olmak lazım. Bu arada Selen'e Deep Purple konseri linki gönderdim dün, cevap gelmedi. Mesela sittin sene aramam onu şimdi. Aheah. Ama burada problem Selen'de, telefon numarası filan alıp görüşmek isteğinde bulunan oydu.

Yarın Leuven'de LLM toplaşması var 9'da. Son tren 12'de, Brüksel'de metro da 12'de bitiyor. Kaldı ki vaktinde dönsem bile Arts Loi'dan eve yürümek yemez. Bu yüzden gidemeyeceğim. Başka zamana artık. Ama buna bir çözüm bulmak lazım. Neyse sonuçta, her şey son derece sevimli bir şekilde rayına oturmaya başladı. İnsan ilişkileri, dersler filan. Güzel oldu.

Çaktırmadan içim yaşama sevinciyle doldu bu arada. Salı sabahları Vytenis'le karşılaşıyorum. Çocuk tren hattını çözmüş. Meğer çok daha hızlı bir şekilde Leuven'e gidebiliyormuşuz. Salıları Leffe Bruin günü oldu gibi. Ot kafası yapan bir bira kendisi. Tavukların aile kurmasıyla ilgili espiriler yaparak Brüksel'e döndük. Ha içimin yaşama sevinciyle dolmasını bağlayacağım. Tek başıma tren hattıyla Knokke'ye gidesim var mesela. Bu tür şeyler yapasım var.

Kendime yetesim var tekrar yani. Henüz Uccle'ye de gitmedim bu arada. Yarın gideceğim umarım.

istanbul
hosting