15 Ekim 2010, Cuma
saat: 22:57


belki başka şeyler de yazardım ama karamsar moddayım. yok ondan dolayı değil, onu yeni öğrenmedim. işsel ve gelecek hakkında. işte kendimi dünyevi şeylere ne kadar kaptırırsam bu konulara da o kadar çok yaklaşıyorum. halbuki onlardan uzak çok daha iyiyim. keşke tamamen uzaklaşabilsem şu saçma hayattan. zaten gelebilmeme olanağım olsa gelmezdim. ama madem geldim, en iyisini yapmalıyım. en azından etrafımdaki insanların mutluluğu için çalışabilirim. bundan kaybedeceğim hiçbir şey yok. kaybedeceğim bir şeyler olsa bile bunu yapabilirdim, ama kesin yaparım diyemem. çünkü geleceğe dönük bir şey hakkında kesin bir yargıda bulunmak bana yakışmaz. ama belki bir gün böyle bir durumla karşı karşıya gelirsem, yaptığım şeyi yaptım diye yazabilirim. aynı durum bir daha olsa bile aynı kararı vereceğimin garantisini kimse veremez. dolayısıyla ileriye dönük konuşmak o kadar mantıklı değil.

evet. en iyisini yapmalıyım, ve hepimiz bunu yapmalıyız. peki niye? evet esas soru burda. her şeyin niye yapıldığını bilmek zorunda gibi hissediyoruz kendimizi. belki de bilmeliyiz, bilmiyorum. ama bu soruya cevap aramak aynı şekilde kimseyi üzmeyecekse devam etmek istiyorum arayışıma.

neden?
belki kendimiz için olabilir. zira etrafımızdaki insanlar mutluysa, biz de mutlu olacağızdır. hemen olmasak bile bu eventually gerçekleşecek bir şeydir. pozitif enerji yayılır diyelim en secretvari tanımla. yine de mutlu oluruz. acaba sadece mutlu olmak için mi?

yoksa, şu şekilde de düşünebiliriz ve recursive bir mantık olur.

etrafımızdakiler mutluyken biz mutluysak eğer, o etrafa sahip diğer kişiler de mutlu olacak. dolayısıyla 1 kişiyi mutlu etmek ile sadece 1 kişiyi değil, potansiyel olarak tüm dünyayı mutlu etme şansımız var. bunu söylediğimizden dolayı, bencil bir davranış olmadığını ekleyebiliriz. zira kendimizi en son sıraya koyuyoruz bu bağlamda.

ne kadar güzel. keşke herkes böyle düşünebilse. uygulaması gerekmiyor, böyle düşünmemelerinden daha iyi olacağı kesin. en azından niyet pozitif olacak, ki bunun da diğer düşünceleri pozitif olarak etkileyebileceğini düşünebiliriz.

hayatımız tamamen onceden kararlastırılmıs bir şey değil deriz bazen. aslında değildir, ama bir bakıma da öyledir. yani büyümek için yaşarız, büyüdükten sonra da para kazanmak için, para kazandıktan sonra kaybetmemek için, ondan sonra da ölümü bekleriz.

18 e kadar farkındalık sahibi olmayıp, 50 lere kadar çabalayıp, ondan sonra da tüm bu hayatı izleyip boş boş oturmaktır aslında hayatımız. en genel mantığıyla. böyle olmasını istemiyorum. yapıcı olmak istiyorum. ben gittikten sonra, benim konuşarak yapacağım şeylerin en azından bir bölümünü başka bir şey yapsın istiyorum. belki bu yüzden kitap yazabilirim. insanların fikirlerimden faydalanmasını istiyorum. burda kendini beğenmişlik yok, kafa kullanarak kelimelere dökülen her şey anlamlıdır. bir insanın bir şeyi anlamasına yardımcı olabilir. belki siz A yazarsınız, o ordan gidip B yi anlar. sonuçta B yi anlamış olur.

zaten ben öldükten sonra o reputation i bi yerime sokamayacagım icin, bu reputation icin degil, aksine etrafımdaki insanlar içindir.

peki neden?
biraz onceki gibi belki de her şeyin nedenini düşünmek gerekir. krishnamurti abim şüphenin her şey olduğunu iddia eder. aslında üstüne biraz kafa yorunca doğru olabileceğini idrak edebiliriz. aynı şekilde, başlangıc durumuna göre yanlış olabileceğini de düşünebiliriz. bu da zaten insanları birbirinden ayırmamıza olanak sağlayan gerçeklerden biridir. diğeri de fiziksel özellikler diyebiliriz belki.

evet niye? açık. insanlar acı dolu. hepsinin bir sıkıntısı var. bunun nedeni buda nın dediği gibi bağlılık evet. ama çok genel bir bakış. aslında herkesin aynı anda intihar etmesi belki de her şeyi çözebilir.

ne kadar garip.
çabalamak üzere yaşıyoruz, hep çabalıyoruz, elde ettikten sonra da çabalıyoruz. istediğimiz şey A şeyi ise, A yı elde ettikten sonra B yi istiyoruz. belki elimizde değil, sağlık mesela. istemeliyiz. bu sefer o kalsın diye çabalıyoruz. devamlı bir çaba halindeyiz ve OH deme durumumuz neredeyse yok. kendimizi bu hale getirdiğimiz için utanmalıyız. kendi yaşamımızı bi cehenneme çevirdik. devamlı çabalıyoruz ve bir şeylere tutunmaya çalışıyoruz. neden çabalıyoruz? neden? yaşamak için.

ah..
fazla büyütüyoruz be? he.. niye ki? biz istemedik değil mi? evet. hayat, beklenmedik bir sürpriz.

geçen senpai ile konuşuyorduk, tarlaya en iyi mahsülleri bile eksek, müthiş baksak bile, bir rüzgar ile gelebilecek yabani otlar o tarlayı mahvedebilir. peki niye o tarla?.. evet bu sorunun cevabı muhtemelen net bir şekilde yok, ancak tamamıyla mükemmel bir tarla olmayacağını düşünürsek, bu kaçınılmaz.

neden? sorusunun cevabı "çünkü kaçınılmaz".

evet, yaşamakta bir rüzgar değil mi aslında. yokluk tarlasına esen bir rüzgarla gelmişiz, yabani bir otuz. boşluktaki güzelliği, bi rüzgarın nedeniyle sarmalamışız. ama öyle sarmalamışız ki, biz bile bundan rahatsızlık duymaya başlamışız. ah o rüzgar. ne gerek vardı ki?

ah rüzgar ah.



istanbul
hosting