|
16 Ekim 2010, Cumartesi
saat: 00:09
rpg oyunlarını çok seviyorum. daha iki kelime ingilizcemle baldurs gate, fallout oynardım ufakken. nasıl güzel geliyor o farklı ve belalarla dolu hayatta , o kanunsuzluk ve düzensizlikte kahraman olabilme olasılığı. hatun da götürüyorsun arada, senden kralı yok be hafız. dragon age diye bi rp oyunu oynuyordum, yeni nesilin şiddet eğilimini doyurmak adına katıksız "gore" oyunlar gibi olmasa da, diyalog imkanı çok geniş olan bir oyun değildi. ama zevkten öldüm oynarken, 2 kere bitirdim. kimi zaman kırılgan bir romantik gibi karar verirken, kimi zaman tiz vurun kellesini diye bağırdım. herneyse, yaş 23 ve ben hala oyunları gerçek hayatımın , sorumluluklarımın önünde tutabiliyorum. akıllanmayacağım... şartlarım, imkanlarım elverse, çocuk yapardım. erkek isterdim ama, büyüdüğünde biraz, peste kapışabilsin benle, beni "yaşlı adam" bilmesin her zaman diye... öyle bambaşka yerlerden esiyor ki rüzgar, getirdiği umutların kokusu karışıyor, ayırt edemiyorum en güzeli hangisi. uyku saatlerim, vucut yorgunluğum diyor ki, depresyon bu. bi yaştan sonra, ergen depresyonu olmuyor geçirdiğin. yani, hayat çok kötü, beni kimse anlamıyor değil depresyona sokan. hayatın, istediklerinin imkansız sıfatına girmesi, yaşıtların çatır çatır gelecek kurarken odundan hallice kalmak, offf... herneyse, ske ske zamanın geçmesini beklemek gerekecek. ama , şunu biliyorum, ben adam da olsam, ciddi de olsam, evlensem aile de baksam, bir yerde her zaman o çocuk yeni oyunlara bakacak girdiği ilk dvd dükkanında... bu sefer eğlenceli bi şarkı tavsiye edeyim dire straits - lady writer | ||
|
|
||