16 Ekim 2010, Cumartesi
saat: 16:26


yeterince zaman geçtikten sonra anlar insan, yeterince zaman önce yaptığı, yapmaktan keyif aldığı ve yapmaktan

keyif aldığını hatırladığı şeyleri yapmayı bıraktığını.
denizin her haftasonundaki ısrarını bu haftasonu karşılıksız bırakmayışımdır bu farkına varışımın sebebini

öğrendiğim.
hayat ne garip sokaklar ağaçlar falan..diye yürürken buldum kendimi, yine kendimi sevdiğim ve sevenler de olur

diye serotonin salgılayarak aldığım ve yine salgılayarak giydiğim cekedimi, gömleğimi giyip yağmurdan yeni yeni

kurumaya başlamış hafif serin bi ekim akşamıydı.ki çok uzun zamandır özlediğim bi kadın gibiydi tüm şehir.
bütün o salgılanan hormonların da etkisiyle güle oynaya yürünen yol bi noktada meşhur teşvikiye caminin yanından

uzanıyordu ve kocaman kahkahalarla 'vasiyetimdir burdan öğle namazıyla kaldırmazsanız beni hakkımı helal etmem'

cümleleriyle geçilen bi yol olmuştu.
dönüp bi baktım karanlık avlusuna, gülümseyerek umarım daha vardır buraya gelmeye diyip kahkahayla bağladım

soğukluğunu avlunun.
bi mekandan başka bi mekana geçerken sadece aradaki taksiydi bütün bi ruh halini değiştirebilen,daha doğrusu

taksinin minik radyosundan yükselen o sesler.
bütün o koca şehre adapte olmuş,törpülenmiş,yer yer kirlenmiş bazen de zevklenmiş,yerde sürünmekten bi gökyüzü

seviyesine kadar yükselmiş ruhunu insanın,oraya hiç gelmediği anki hayatından karelerle taksi camından dışarıdaki

dünyaya bakarken bulduran kendini.
her insanın keşke hep orda kalsaydım, o minik şehir ve basit hayatımla dediği noktaydı o.ve adım gibi eminim ki

kendi isteğiyle elde etmesi ve yaşaması bi o kadar zor olan ve zaten kendiliğinden oluştuğunda bu kadar etkili bi

zaman yolculuğuna dönüşen bi andı aslında.bi yandan da etine hareket veren ruhunun yaşanmışlıklarını hala

kaybetmediğinin sağlamasıydı o uzun olmayan ama kısa da sayılamayacak taksi yolculuğu.klasik melankoli temalı bi

yazı kalıbına vurulduğunda, yolculuğun yorgunluğundan da kaynaklı buruk büyük özlemli bi gülümseyişle bitti

yoculuk 'sağda inelim' sesiyle.sonra gördüklerinin ve gördüklerinin hala içinde saklı sahibi oluşundan gelen

kocaman bi sırıtışla karıştım kalabalığına sokağın.
acı ama gerçek sıfatlı sonucu ise gecenin,eğer özgürse ruhun ve yeterliyse yaşama tutkun, sevdiğin, prangandır

aslında...

(the boy is fiction-tomorrow not today)

istanbul
hosting