|
17 Ekim 2010, Pazar
saat: 21:17
Kendi ayak sesimden ve toprağı kazdığım çapanın sesinden başka bir ses duymadım tüm gün boyunca. Ceviz ağacı diktim bahçeye, sonrasında tavuklar gelip beş dakika içerisinde tüm yapraklarını yediler. Kızmadım çünkü elimi tekrar toprağa sürmem için oradaydılar. Bir kez daha kazdım ve bir kez daha mutlu oldum. Ve bu sefer ağacı tavuklardan korumam gerektiğini öğrendim. Mutluluğu koşullara bağlamak ne kadar da yorucu. Gelmek bilmeyen bir mutluluk, bitmek bilmeyen istekler, dinmek bilmeyen şikayetler ve hep daha fazlası. işe girersem, araba alırsam, param olursa, sevgilim olursa, ... daha mutlu olacağım. Mutluluk, köleliğinin 'gerçekten' farkına vardığında ve bu farkındalık için şükrettiğin anda gelen kalıcı bir his oysaki ve koşullardan tamamen bağımsız olmalı. Bize mutlu olduğumuz anların kıymetini hatırlatan mutsuzluk anları da mutluluk kadar değerlidir. Her insan zaman zaman dibe düşer, ve her sağlıklı insan zaman zaman mutsuz olur. Bazen hayat doğruları yanlışlar üzerinden, mutluluğu da mutsuzluk üzerinden öğretir, ve bunun mutlaka bir sebebi vardır, çünkü bu evrende müthiş bir düzen vardır. Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler? -Mevlana- Herkesin farkındalık seviyesi farklıdır, sen çok mutlu iken, karşı taraf mutsuzluğun dibinde olabilir, çünkü şu an bunu yaşaması gerekiyordur, çünkü hayat ona mutluluğu mutsuzluk üzerinden öğretiyordur. Bu durum sana onu yargılama hakkını vermez. Yargılıyorsan eğer insanları olduğu gibi kabul edemiyorsundur ve bunun üzerine düşünmen gerektiği için bu insan karşına çıkmıştır. Karşı tarafla aynı ortamda bulunmayı istememek senin en doğal hakkındır ama yargılamak asla. Çünkü sen de ona göre fazla mutlusundur. Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız. -İsa- Herkesi olduğu gibi kabul etme ve koşulsuz mutluluğa ulaşma yolunda yürüyeceğim çok yol var hem içimde, hem de yeryüzünde. | ||
|
|
||