|
18 Ekim 2010, Pazartesi
saat: 16:17
sorunlu, sıkıntılı, stresli hayatımı bir sürelliğine pause yapıp gittiğim tatilim nihayet bitmiş ve hayatım kaldığı yerden hareket, koşturmaca ve bilumum stresle kaldığı yerden devam etmeye başladı. hayatımın en güzel 6,5 günü geçirdikten sonra tekrar istanbul kasvetine dönmek biraz morali bozmuş olsa da, istanbul'umu çok özlediğimi de farkettim. insan ne tuhaf ne kadar tatminsiz bir varlık değil mi tanrım ? mutlu olur sonrasın da neden bitti diye yakınır daha fazlasını ister, neden bu kadar tahamsız mahluklarız ki ? neyse bir erkeğin dokunması, öpmesi nedenmekmiş bu tatilimde bunu anladım, güven duymak, yanında başka bir sıcak bedenle sabahın ilk ışıklarını karşılamak ve çalar saatin iğrenç sesi yerine kulağına fısıladanan güzel sözlerle, öpücüklerle güne başlamak ne güzel bir keyif...bunun dışında sadece doğayla başbaşa kalmak. yağan yağmurda gece denize girmek, balıklarla birlikte yüzmek, nane likörü ve türk kahvesi eşliğinde nargile içmek..ağlamak, utanmadan sıkılmadan çocuklar gibi hıçkırarark ağlamak, ne çok ihtiyacım varmış buna. cunda'da rakı balık ve zeki müren eşliğinde kedilerle sohbet etmek..bir hafta boyunca teknolojiden uzak kalmak sadece radyo dinlemek, yemeğini kendin hazırlamak, banyo yaptıktan sonra saçını başkasının şefkatle tarafıp kurulaması, hiç bir şeye zorlanmamak, değerli olduğunu, sevildiğini hissetmek..ne kadar özlemişim bunları...yenilendim bu yenilenmiş, tazelenmiş hayatıma o'nu sokmak istiyor muyum ? asıl önemli soru bu cevap onu gördüğüm zaman kendiliğinden gelicek zira şu an ne desem yalan olur..ama en güzeli bi kaç gündür ilaç almadan kendimi çok iyi hissetmem umarım uzun bir süre böyle devam eder.. | ||
|
|
||