09 Mart 2026, Pazartesi
saat: 11:22


üçkuyulardan binerdim bazen otobüse aktarmalı olarak. biletlerim fazlaysa çok dert etmezdim. yok biletim azsa hataydan güzelbahçe veya siteler otobüsünü beklerdim. onlarda lanet olsun ki yarım saat-45 dakikada bir gelirdi. bazen günler geç karardı genelde marttan sonra. mart'a kadar sabahın zifiri karanlığında gidip, zifiri karanlığında dönerdim ama mart'tan sonra farklı olurdu.

otobüs balçova'yı geçerdi, oardan narlıdere içinden geçip hava üssünün önünde giderken eve yaklaştığımı hissederdim. ne zaman hava üssünün sonuna gelirken çeşme otobanına bağlanan yolun altından geçerdi hemen dibinden deniz başlardı. otobüsle deniz arasında 3 metre falan vardır en fazla. oraya bakarken 1 durak kaçırmışlığım olmuştu hatta. liman reis durağında inip karşıya geçip eve girerdim.

geçen gün çırağanı geçtik, ortaköyü geçtik, kuruçeşme'yi geçerken denize doğru bakıyordum otobüsün içinde. birden parkın ağaçları bitti ve otobüsün camıyla deniz birleşti. denizle otobüs arasında bu kez mesafe yoktu. hatta otobüs denizin üzerine yapılan yoldan gidiyordu. Tek fark bu kez karşıda kuleli askeri lisesi vardı. O yol ayrımında ise ufuk çizgisi vardı. Hangisi daha güzel yarıştırmıyorum ama ratatuy filminde anlık çocukluğa giden o anı zihnimde çok hızlı yaşadım.

Sanırım limanreis'te yaşadığım dönem hayatımın en eğlenceli dönemiydi. yaşım 8'di. sabah 7-8 gibi beklediğimi hatırlıyorum o durakta. Tam 10 metre ötende deniz var sadece. oradan esen rüzgarın beni sağa sola ittirdiğini hatırlıyorum. hatta sırt çantamı yere bırakıp test etmişliğimi bile hatırlıyorum. öyle işte...

istanbul