|
14 Haziran 2026, Pazar
saat: 23:06
Yine yaz diyen birileri oldu. Kendisi yazıyormuş. Kısa kısa yazdıklarımı okudu. Ama teknik bilmediğim de ortaya çıktı. Günce yazı yazabilmek, bunu kitaplaştırmak gibi hayalim hep vardı. Bu konuşmayı yapmadan bilgisayarımı çıkarmıştım devam edecektim. Ama motivasyonum yoktu. Çok kişi yazıyormuş. Hatta bunun için bazı sayfalar varmış. Yazdıklarını yayımlıyorlarmış bazı insanlar. Bunları duyunca daha çok heyecanlanırdım eskiden. Şimdi öyle etki bırakmadı ben de. Bu arada yazmıyor değilim. Burada başladığım öç başlıklı yazıları 40 küsür sayfa haline getirdim. Aklımda ilerleyişi var oturduğum da yazıya dökebileceğim bir dolu sayfa oldu. Karakterlerin isimlerini de buldum. Hafif bir motivasyon oldu aslında ama yazmaya üşendim yine. Cümleleri aklımda sıraladım ama yazıya dökmedim. Hikayenin sonunu bile oluşturdum. Sadece yazmak kaldı yani. Galiba herhangi birilerinin okumasından çok istediklerimin okuması önemli benim için. Geri bildirim istiyorum yani:) Popüler kültürde bir çok yazar çıktı. Basit bir dilde yazılmış. Okunduktan sonra unutulan kitaplar. Aşk acısı, evlilik sorunları, hatta kayın valide sorunları… gibi herkesin kendinden bir şeyler bulduğu kitaplar. Ama okunup unutuluyorlar gibi geliyor. Şimdi vedat türkali, dönemleri hikayeleştirir. Bir döneme tanık olursun, hikaye seni içine alır götürür. Oğuz atay okursun, aklın bulanır kitap biter bir daha okumak istersin, tadı damağında kalır. Erdal öz okursun anlattığı koku her andığında burnun ucuna gelir, o kadar hissedersin ki koku mideni bulandırır. Adalet ağaoğlu okursun koskoca bir kitap biter karakter sadece bir gün yaşamıştır, sana ömürlük etki bırakır… böyle örnekler olunca senin yazdımların sadece çala kalem yazılmış gibi gelir. Yazdıklarımı yazarların yazdıkları ile kıyaslayacak kadar hadsizlik yapmak için yazmadım ama yazma işi daha ciddiye alınmalı gibi geliyor. Daha çok yolum var gibi geliyor. Umarım ömrüm yeter bir şeyler karalamaya… Günce yine sana içimi döktüm. İyi geceler. | ||
|
|
||