14 Ağustos 2026, Cuma
saat: 15:13


Kaç kere yazmaya başladıysam durdum.
Ne yazdıysam sildim.
Sürekli ağlamaklıyım; bitmiş bitmemiş, gitmiş dönmemiş bir şeylerin, hayallerin, anıların, kişilerin, gençliğin, çocukluğun, kardeşliğin, anneliğin yasını bir arada tutuyorum.
Yas, diyor sosyal medyada önüme çıkan kadın, gidecek yeri olmayan sevgidir. Birlikte ağlıyoruz biraz. Ben hala sevebiliyorum.
Sarılıp ağlamak istiyorum, başını okşamak istiyorum, iyi olduğunu/olacağını bilmek istiyorum. Akan nehrin içinde bir anlığına elimde duran çok şey kayıp gitti; gittikleri yerde özgür olsunlar istiyorum.
Hayat şimdilik izin vermiyor. Üstünüze taşlar yağıyor, derimiz kalınlaşıyor, iğnemiz sivrileşiyor, bazımız gülmeyi unutuyor, bazımız umut etmeyi, hayal kurmayı, şarkı söylemeyi, göğe bakmayı.
Batan güneşin pembe ufkunun altında, derin yeşil suyun içinde tırnaklarımdaki yaldızların gülüştüğünü fark ediyorum. Dansa kaldırıyorum onları. Ellerimi sağa sola kıvırıyorum önce, sonra her iki yana açıyorum. Dol, diyorum, gönlüme; hoşgeldin, dol içime, hücrelerime. Huzur. Dünyayı kucaklayan uçsuz bir sevgiyle yumuşuyorum. Omuzlarımdaki dünya yükünü deniz kaldırıyor, ben bu an sadece seviyorum.


istanbul