29 Eylül 2026, Salı
saat: 12:13


Nevzat Bey, Dokuz Kapılar mezarlığının müdürüydü. Yıllar onu mesleğinin bir hediyesi olarak ölüme karşı duyarsızlaştırmıştı. Ölümün gerçekliğini reddetmeden, ölümün önünü alamadığı bir katılıkla kuşanmıştı dört bir yanı. Fakat ölüm hep yanı başındayken, günbegün kaybolan neşesinin yerini kaygılar aldıktan sonra, ölüm Nevzat Bey'in hayatı içinde geldi ve kendisini buldu. Hayır, tabi ölmedi Nevzat Bey. Yanı başında bir arkadaşı gibi hisseder, onunla dertleşir olmuştu.

Tabi bunda önce babasını, 4 ay sonra da hayatında tek akrabası olarak kalan halasını yitirmesinin de etkisi büyüktü. Mezarlık müdürü olmak bir şey, ölümlerin görünür olması ayrı bir şeydi. Ensenin arkasından ölüm sürekli kulağına “hello” diye fısıldamaya başladı. Halüsinasyon falan değildi hem, basbayağı 50 santimetrelik bir cüce en olmadık zamanlarda arkasında peydah oluyor; bir merdiven marifetiyle Nevzat Bey’in sırtına doğru tırmanıp fısıldıyordu. Nöbet gibi gelen bu haller, hallenmeler Nevzat Bey’i keskin bir karara doğru zorluyordu artık. “Anaokulu öğretmeni olacağım!”

Mezarlık müdürlüğüne devam ederken bir yandan da öğle aralarında anaokulu öğretmeni arayan kreşlerle görüşüyordu. Ama hep aynı cevabı alıyordu. “Biz kadın bir anaokulu öğretmeni arıyoruz.” Bu cevapların ardındaki en büyük engelin “kadın olmak” olduğuna yürekten inandığı için, evet, kadın olmaya karar verdi. Cinsiyet değiştirme ameliyatına kadar müdürlüğe de devam etti. Yurtdışına gideceğini bahane ederek görevinden istifa ettikten sonra, bir dizi operasyon geçirdi. Artık Nevziye ismini kullanacaktı.

Ameliyat yaraları iyileştikten sonra anaokulu öğretmenliği başvurularına hız verdi Nevziye. Ama sonuç değişmemişti, bu sefer de “evet kadın anaokulu öğretmeni arıyoruz ama sizin formasyonunuz yok.” dediler.

Nevzat’a verilen geri bildirimin içinde formasyon yoktu, hiç olmamıştı. Belki işverenler zaten formasyonu olan biri olduğunu düşündükleri için bu geri bildirimi vermemişlerdi. Ya da belki de Nevzat Bey dümdüz yarma ve gerizekalıydı. İşin doğasına hakim olamamış ama doğasının tersi istikamette bir kadın oluvermişti. Kim bilir?

Sonra herkese olduğu gibi, Nevziye’nin üzerine bir tat geldi. Apartmanın altındaki bakkaldan bir ülker metro aldı ve sahile doğru yürüdü. Denize bakarak metrosunu yedi.
En azından cüce kayboldu dedi içinden…

etyen.


istanbul