14 Ekim 2026, Çarşamba
saat: 15:39


Neymiş zararı, dedi beynimdeki %31 THC.
Komşular rahatsız oluyor biraz daha az kokamaz mısın, dedim.
Ya bitki bu bitki. Alkollerine karışıyor musun, dedi.
Alkollerin içine çocuklarının ciğerini batırıp çıkarmıyorlar, dedim.

Ceylan parklarda.
Parklarda bir banka oturup zaman içinde onunla bütün oluyorum. Yerler yaş olmağında, ağaçların altına yatıyorum. Orda düşünüyorum. Kışın ne yapacağım. Evde ot içemem. İçiyorum şimdi ama loto oynayıp terasını ayrı bir odaya çevirebileceğim bir eve hemen taşınınca bu sorun olmayacak.
Ve o zaman Evren’e benden daha iyi annelik yapacak bir dadı da bulabiliriz. Ve au pair belki ve Armin’e dış dünyayı sevdirecek bir arkadaş da tutabilirim.

Parayı manifest ederken içimde baskın bir ses, inşallah bana çıkmaz diyor.

Çıkmadı da.

Eylül, kendine yakışır bir dönüşümle, zerafetle, değişimle gitti.

Remarkable bir yazdı diyebilirim. Çok teşekkür ederim.

Bethanian sergiye gittim, mahalledeki bavul çocuk sergisine gittim.

Yattım müzik dinledim, dinlendim, yine yattım, daha ilginç geldi çocuklar, arada tai chi yaptım ve mekik çekmeye başladım. 10 tane çekip sağıma dönüp uzuuun bir süre yatıyorum.

Vücuduma sanki balonlar bağlıymış gibi dinlenemiyordu bedenim son zamanlarda, mucizevi bir şekilde bir anda ağrıdan özgürleştim. Teşekkür ederim.
Ama onun sızısına ve kapladığı yere o kadar alışmışım ki, tedirginim ya geri gelirse diye. Ama epikür müydü, onun da dediği gibi, acı yoksa mutluluk o kadardır ve bu açıdan mutluluğu fabrika ayarlarıma dönerek yakaladım.

Yattığım zaman vücudum gerçekten yatıyor. En az beş yıldır uyku ilaçları kullanıyorum. Bunu bırakmalıyım. Gerçek uykunun bana iyi geleceğini biliyorum.

Daha çok yazmam okumam lazım ve bunları yapmak istemiyorum. Yine de bunları yemek yapmaktan daha çok tercih ediyorum.

Günün sonunda pek bir şey yapmamış- ama bir şey yapmak kimin neye dayattığı bir eylem?-oluyorum.

Kafamda karakterler konuşuyor ve kendi kendime gülüyorum.

Peruk kadını olmaya karar verdim.
Peruk benim işimi kolaylaştıracak.

Ne yazık ki 12 saat günde kullandığım kulaklıkları boyun ağrım nedeniyle ve bu sene daha sağlıklı yaşayacağım düsturu ile-bununla alakası yok-bıraktım. Cold Turkey. Ofisin yan tarafında, hep ubahna geçerken önünden geçtiğim orta ölçekli, zincir olmayan bir elektronik mağazasına girdim ve 19 euroya en ucuz kulak içine girilen şeyi aldım.

Çare bu da değildi. İğrenç bir şey ve berbat bir sesi var, birisi tülbentinin arkasından mırıldanıyor gibi.
Araştırdım ve bunların magnetli olup kulağa tam girmeyeni var. Ama o da sesi çok keser mi emin değilim.

Tabii çok içmemem lazım ama her halukarda bir vape sistemine geçmem gerekiyor. Bu tamamen new world. Daha hip. Benim gibi 11 santim uzunluğunda sigarasıyla dolaşanların dünyası değil.

Keşke mary jane fuarına gitseydim. Orda kesin ürünler vardı.
LSD’ler cebimdeyken bu neyin havasıyla gitmedim.

Neyse, peruk bir. O çok gerekiyor. İki bu kulaklık. 250 Euro gibi. Bir de ofis sandalyesi diyeceğim ama o konu o kadar saplantı haline geldi ki ben de, chat gpt beni roastlarken bir ofis sandalyesinin belini ayarlayamadın sonra 4k kurgu soruyorsun dedi. Sonunda belki öyle dememiştir.

Müzikleri hep reklamlı dinliyorum. Üç de bu muydu. Hayır üç işte vape sistemi.

Hayır. Sırt çantasından bir düğmeyle yüselen hands free şemsiye ve onun aşağı doğru inen jaluzileriyle kendime bir kış bahçesi, giyilebilir çadır, boundry positive bir yağmurda açılabilir sigara içme alanı tasarlıyorum.

İt’s always sunny in Philadelphia izlemeye çalışıyorum, çok sevmiştim birinci sezonu yıllar evvel.

Neyse, DVD’sini aldım. -50 Euro.

Neymiş zararı, öksürüyorum. Tek zararı o. Yorgunum biraz.
Speedle neden karıştırdığımı hatırlıyorum. Düze çıkmak için.
Doğru straini bulursam çok holistic kullanabilirim otu.
Asit de alabilirim.
Bence zamanı geliyor, reddit’i tarıyorum.
Speed vs. işte orda rezillik başlar. O no. NA’ya geri dönmek istemiyorum.

Medikale geçersem kendime verdğim sağlık sözünü de tutarım belki.

Kitada hediye koordinatörüyüm ve görevi alalı 2 ay oldu ve şimdiden 2 doğumgününü kaçırdım.
Geceleri Siya siyaband’in canlı yayınına giriyorum. Çok iyi sözler duyuyorum. Bazen çok atarlı ama bazen tuhaf.
Kafamda onunla kavga ediyorum.
Bir şekilde Beyoğlu’nda olmayı seçiyorum ama aslında İstanbul’da olmak gibi bir hayalim yok.
Evren bir anda şöyle bir şey söyledi yatarken.
Mimi if you have a magic wand and you can be away from us and do what you want.
Önce Allah söyletiyor diye düşündüm ama durdum. I wouldn’t want magic wand dedim.
But you can do what you want dedi.
The best thing I do what I want when I am with you dedim.
Hissettiğim şey ne de söylemek istediğim şey bu değildi.
Onlara aslında hiçbir şey söylüyor muyum? Pasif agresif sürekli sizden yoruldum, size mahkumumdan başka?
Well that’s the truth.
Bazen intiharın herkesin hayatını kolaylaştıracak tek şey olduğunu biliyorum ama bunun için yeterli frontol loba sahip değilim.

Tiklerim beni çok zor bir atak sürecine soktu. Ama şimdi geçti.
Tikler ve bağımlılık… Sadece bu ikisinde sürekliliğim var düşününce, hayatta iradeye veya nefse dayalı toptan disiplin diyelim ya da sürekliliğe dair diğer hiçbir şey yok.


Ya neymiş zararı diyordun THC, insanın bazen frontal lobuna ihtiyacı oluyor.
Ankaraya gitmeliyim. Buna mecburuz.






istanbul